Kategoriler
İnanılmaz Olaylar

Hızır Aleyhisselam İle Karşılaşmak

Hızır Aleyhisselamı görmek

Bu olay 1985 yılında İstanbul’da yaşanmış gerçek bir hikayedir.

Üniversite son sınıftayım, gündüz çalışıp gece okula gidiyorum. Ailemden uzakta, tek başıma İstanbul’da hem çalışıp hem okuyorum. İçinde bulunduğum durum:
– Kış mevsimi, dışarısı buz gibi, yağmur, sulu kar, çamur insanın yaşam sevincini yok eden cinsten,
– Mühendislik eğitiminin zor şartları,
– İş yerinde problemler,
– İstanbul’un trafik derdi,
– Ailevi kimi problemler,
– Üst katta oturan – sürekli kavga eden genç karı koca ailenin gürültüsü, Evde topuklu ayakkabı ile dolaşan kadının sabaha kadar süren topuk sesi yüzünden ders çalışmama,
– Parasızlık, geçim sıkıntısı
– Çamaşır yıkama, ütü yapma, ev temizleme için vakit olmaması. Ütüsüz gömlek, kıyafetlerle perişan bir görünüm.
– Yeteri kadar uyumaya vakit olmaması, belediye otobüslerinde ayakta uyuyarak elde edilen vücut dinlenmesi.
Son derece yıkılmış, yorgun, bitmiş bir vaziyette, sadece bir an önce mühendislik eğitimimi bitirip, diplomamı alıp, askere gidip, iş yaşamını hayal ederek yaşıyorum. Ancak dayanacak gücüm kalmamış durumda. Bunalıma girmek, çıldırmak üzereyim. Hem yorgunluk, hem yalnızlık, parasızlık.

Bir akşam aileme telefon açtım. “Anne baba, sizler emekli insanlarsınız. gelin İstanbul’da bir süre benimle kalın. Evde bir sıcak çorba içeyim. Dayanacak gücüm kalmadı” sözlerime ailemden aldığım yanıt “Oğlum İstanbul çok nemli bizim romatizmalarımız azıyor. Biz orada yapamayız. Başının çaresine bak oldu ve sabaha kadar sinirimden, hırsımdan ağladım, şansıma lanet ettim. “Bunlar ne biçim anne – baba. Başka çocuklar gibi onlardan para istemiyorum, pul istemiyorum. Burada tek başıma ekmeğimi kazanıyor, okuyorum. Onlar sıcak evlerinden ayrılmak istemiyor. Yazıklar olsun böyle anne babaya” diye düşünerek sabahın ilk ışıklarına kadar oturdum, ağladım, kahrettim, hayaller kurdum. Ben baba olursan çocuklarımı asla ve asla yalnız bırakmayacağıma, her gereksinim duyduklarında yanlarında olacağıma yeminler ettim.

Sabah saatlerinde karnım acıkmıştı. Ancak evde sıcak yemek ne gezer. Sabah ezanı yeni okunmaya başlamıştı ki yaklaşık 10 dakika yürüme mesafesindeki çorbacının 24 saat açık olduğu aklıma geldi. Canım dayanılmaz bir şekilde sıcak çorba içmek istemişti. Üzerimi giyinip yola çıktım. Sokaklarda hiç kimseler yoktu. Ben yine dalgın, yerlere bakarak yürümeye devam ediyorum ve mermicek çorbası mı içsem? işkembe çorbası mı içsem diye düşünüyordum ki yüzüme ılık bir meltem esintisi geldi, kafamı kaldırdığımda hemen yanımdan 1.65 boylarında, 50 kilo civarında, pardösülü, bembeyaz sakallı, nur yüzlü bir ihtiyar insan gözlerimin içine bakarak, sağ elini göğsüne yapıştırıp “Selamün Aleyküm” dedi.

Çarpılmıştım, şoka girmiştim, ayaklarım yerden kesilmişti, ben bu dünyada değildim. Hatırlayabildiğim tek şey “Aleyküm Selam Amca” demeye çalışmamdı fakat sanırım sesim çıkmadı, dediğimi sadece kendim duydum. Birkaç salise içinde kendime geldim. Kafamı çevirdiğimde ihtiyar insanın bilimkurgu filmlerdeki gibi ayakları yere basarak – ama “SÜZÜLEREK” uçarak uzaklaşmasını donarak izledim. “Allah’ım bana ne oluyor, ruh sağlığımı mı kaybediyorum” diye korktum.

Çorbacıya ulaştım. Dükkanda benden başka hiç bir müşteri yoktu. Birkaç garson ve usta vardı. Çok seyrekte olsa buraya gelirdim. Usta ahçı ve garsonlarla selamlaşırdık. Mercimek çorbası söyledim. Garsonlar “Abi çok kötü görünüyorsun, yüzün bembeyaz, hasta mısın, hastaneye götürelim mi” dediler. Onlara yorgun ve uykusuz olduğumu, çorbamı içince iyileşeceğimi söyledim.

Çorba gerçekten çok lezzetliydi, arkasından çay geldi. Çayımı içerken usta ahçı yanıma geldi. Selamlaştık, halimi hatırımı sordu. Sonra büyük bir derdim olup olmadığını sordu. “Hayrola” dedim. “Dükkandan içeri girdiğinde çok fena bir haldeydin, sarhoş değil, hasta değil, anlayamadım, dikkatimi çekti. Senin gibi değerli gençlere sahip çıkmamız lazım onun için yanına gelip sorayım dedim” dedi.
Kendisine içinde bulunduğum sıkıntılardan, detaylar girmeden bahsettim ve biraz önce gördüğüm yaşlı insandan bahsettim. Anlattığıma inanamadı ve tekrar anlattırdı. “Oğlum sen Hızır AS. ile karşılaşmışsın. Sana yaşam sevinci vermiş, hissettiğin sıcaklık bu” dedi.

İnanmıştım. Günlerce bu olayın etkisinden kurtulamadım. Hayata ve olaylara daha pozitif bakmaya başladım. Hiç kimseye taşıyamacağı yük yüklenmeyeceğini öğrendim. Taşımaktan yorulduğum yüklerin aslında taşınabilir olduğunu öğrendim. Çünkü taşımıştım. Hayatımda her şey güzelleşmeye başladı. Havalar güzelleşti, işim, okulum düzeldi ve en önemli gelişme annemden geldi. Annem babamla tartışmış ve “bu çocuğun bize ihtiyacı var, sen gelmezsen ben tek başıma gideceğim” demiş ve annem tek başına yanıma geldi. 3 ay benimle kaldı. Artık her gün sıcak yemek yiyordum.

“Hızır Aleyhisselam İle Karşılaşmak” için 2 yanıt

Rüyada Hızır A.S. ile karşılaşmak
Rüyamda camiye gittiğim bir yol var o taraftayım, karşım da 40-50 metre uzaklığında yolda elinde eski bir bavul bulunan aksakallı bir amca var, ben onu görünce direk bu Hızır Aleyhisselam diyorum kendi kendime, tüylerim ürperiyor ve rüya sona eriyor, yalnız sanki gördükten sonra elime bir kağıt veriyor ama ondan emin değilim, kağıtta Arapça kelimeler var tabi ben bilmediğim için hemen acaba kime tercüme ettirsem diyorum.

Hızır A:s ı görmek konusunda açıklama sayfada yer almaktadır. Lütfen bu bilgilerle rüyanın mesajını tespit ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir